.:: ŞiiRLER VE ŞAİRLER HAKKINDA HERŞEY ::.

Şiir, neredeyse dilin doğuşuyla beraber ortaya çıkan bir yazın türüdür. Şiiri tanımlamak için binlerce ifade kullanılmışsa da doğru ve değişmeyecek bir tanıma ulaşmak olanaksız gibi görünmektedir.

Ancak, kendine ait bir dil ya da söylem kullanması, müzik ve sesle yakın ilişki içinde bulunması ve estetik bir etkileme gücünün olması herkes tarafından kabul edilebilecek özelliklerdir.

Şiirin ortaya çıkışı, insanın sesini bulması ve özellikle konuşarak iletişim kurmasını sağlayan bir dil geliştirmesi ile yaşıttır. İnsan günlük konuşma dilinin yanı sıra özellikle değiştirebileceği ya da yansıtabileceğini düşündüğü doğayı etkilemek için bir büyü dili oluşturmuştu. Bu dilin ritmik özellikleri şiir dilinin öncülü olarak algılanabilir. Platon da şiiri tanımlarken "büyülü söz" ifadesini kullanmıştır.

Çağlar boyunca türküler şiirsel metinler olarak sözlü yazın örnekleri olarak yaşamışlardır. Her kültürün günlük dil kadar sık kullandığı türkülerin sosyolojik boyutu yazınsal boyutundan daha önde görülmüştür. İşlerini yaparken türkü söyleyen insanlar bireysel ya da grupsal gereksinimlerinden dolayı farklı türlerde şiir geliştirmişlerdir. Bu gereksinim sonucu ortaya çıkan türler Yunan kültürü etkisi altında gelişmiştir. Bu bağlamda çeşitli tanımlar yapmak mümkündür ve ilk gelişen türler lirik, epik ve dramatik şiirdir. Bunların dışında pastoral, didaktik ve satirik diye adlandırılan türler de şiirde iç farklılaşmanın diğer örnekleridir. .

Şiir, kelime anlamı olarak "bilme, tanıma, anlama" manasındadır. Bizim için asıl önemli olan ıstılah (terim) manasıdır. Fakat eski zamanlardan günümüze kadar binlerce şiir tanımı yapılmıştır. Her yazarın veya her şairin kendisine göre bir şiir tanımı vardır:

Mehmet Doğan: "Vezne veya vezin tesiri oluşturan ahenge sahip, kafiyeli veya kafiye tesiri uyandıran ses uyuşumu oluşturan edebi eser" olarak tanımlar. TDK sözlüğü ise: "Zengin sembollerle, ritimli sözlerle ve seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan edebî anlatım biçimidir" şeklinde tarif eder. Osmanlı döneminde genel olarak “mevzun ve mukaffa söz” yani “vezinli ve kafiyeli söz” tanımı kabul görmüştür.

Yahya Kemâl'e göre şiir musikidir, fakat bildiğimiz musikiden farklı bir musikidir.

Cahit Sıtkı'ya göre, "Kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır."

Ahmet Haşim şiiri: "Söz ile musiki arasında olan fakat sözden ziyade musikiye yakın olan bir lisan" olarak tanımlar.

Necip Fazıl'a göre şiir: "Mutlak hakikati arama işidir."

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün... Bu kadar fazla şiir tanımının olmasını Ahmet Kabaklı şöyle izah etmekte: "Nesirde nasıl yazarın bir üslubu olursa, şiirin içinde de şairin bir sırrı olur. Ve şair adedince sır (üslub) vardır ki bu da şair adedince şiir tanımının olduğunu gösterir."

Bizde, en değerli şairlerimizden sekizinin hayatları, yaşadıkları ilişkileri ve gördükleri olayları anlatan eserleri hakkında küçük sayfalar oluşturmaya çalıştık. Zamanla arşivimiz büyüyecektir. Eserlerini görmek istediğiniz şairleri, şikayetlerinizi ve eleştrilerinizi alperderya@yahoo.com adresine bildirebilirsiniz.

                                  
                            

SAYFAYI DÜZGÜN GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ!!!
oyun komedi sohbet